Rabbimiz “Bana dua edin ki, size icabet edeyim.Bana ibadet etmeyi kibirlerine yediremeyenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir” buyurur.
Dua; biz kullar için öyle muhteşem bir şey ki, zannediyorum bunu anlamaya ömrümüz yetmez.Namaz başlı başına bir dua zamanı olduğu gibi, oruç da kişiyi duaya götüren bir ibadet.İnsan aç kaldığı, nefsini zevk veren dünyevi şeylerden uzaklaştırdığı müddetçe Rabbine bu zevklere kavuşmak için dua eder. Gün boyu aç dururken, bedeni doymak için Rabbine yalvarır adeta.Zekat ibadetinde de aynı şey var.Kişi verdiğini Allah için verir ve sanki ” Rabbim malımı benden alma, bu verdiğimi ziyadeleştir” der.Fakirin halini görüp “Allah’ım beni de böyle yoklukla imtihan etme” der.Hac ibadeti de dualar bütünüdür.Demek ki kulun bütün ömrü dua üzerine kurulmuş.
Dua kabul edilsin veya edilmesin insanı rahatlatan, ümitsizlikten koruyan bir kalkandır. Rabbim biz müslümanların her isteğine mutlaka cevap veriyor.Ama her dua eden, duasının gerçekleşmesini aynen görmeyebilir, çünkü O’nun hikmeti, istediğimiz şeyi olduğu gibi aynen vermeyi gerektirmeyebilir.O zaman da günahlarımızın affı veya duanın ibadet olması sebebiyle ibadet sevabı kazanmak şekliyle cevap alırız.Dua etmeyi sadece Allah’tan bir şeyler istemek için bir yol olarak görürsek, bu büyük ibadete yazık etmiş oluruz.Oysa şimdi batılı ilim adamları bile duanın en büyük meditasyon olduğunu kabul ediyorlar.
Dua kulluğun özü, Allah’a yönelişin ismidir.Rabbim “Duanız olmazsa ne ehemmiyetiniz var!” demiyor mu?Kul, acizliğini anlayarak dizleri üstüne çöker ellerini semaya açar ve yalvarır “Ey herşeyin yaratıcısı büyük Allah’ım; ben acizim ben senden başka sahibi olmayanım, sen Rahmansın-Rahimsin, bana yardım et.” İşte bu teslimiyet bizi dünyada hiçbir zulmün ve musibetin ezemiyeceğinin kanıtıdır.Acizliğimize inanıp, en büyük kudret sahibinin merhametine sığınmak bizi maddi-manevi bütün belalardan korur.
Dua kulun miracı, dua kulun en yüksek makamı, dua kulun tek ilacı…Allah’ım bana bu dünyada verdiklerin için ve vereceklerin için binlerce kez teşekkür ediyorum.Sana binlerce şükür ki; beni bu fıtratla, bu ahlakla, bu cisimle yarattın.Böyle ana babanın elinde büyüdüğüm için, günaha batmadan Eyüp gibi mübarek bir yerde yedi yıl senin rızan doğrultusunda okuyabildiğim için, böyle bir eşle, böyle tertemiz iki evlatla ödüllendirildiğim için , şimdiye kadar karşılaştığım arkadaşlarımın bir çoğundan, değeri hiçbir şeyle ölçülemeyecek güzel hasletler edindiğim için, şu an içinde yaşadığım (maddi manevi) güzel hayat için sana sonsuz teşekkür ediyorum.Beni bu halimden yoksun bırakma, evlatlarımı senin yolundan ayırma Allah’ım…
fatih demiş,
Nisan 9, 2007 @ 11:52 pm
Kalemine sağlık, ne güzel ifade etmişsin…
Şu an dua ile istediklerimden daha çok duanın kendisine ihtiyacım var…
(Düşünüyorum da; dua ile “Her şeye Kadir olan Yüce Allah”a bağlanamayanlar nasıl oluyor da çıldırmadan yaşayabiliyorlar,bu ancak bir çeşit sarhoşlukla olabilir herhalde…)İyi ki Allaha inanıyorum… İyi ki dua edebiliyorum…
Aynil Güven demiş,
Nisan 18, 2007 @ 5:04 pm
Allahım sana dua edebilmeyi nasip ettiğin için sana şükürler olsun.
yemek demiş,
Mart 29, 2009 @ 12:48 pm
mükemmel bir yazı olmuş, ellerinize sağlık, tebrik ederim.